MEME UCU
O gün yemeğe, sevgisinden başka bir şey
katmak istedi. Önce dondurucudan doğranmış soğanları çıkardı, tencerede ısınan
yağın içine dökti, tahta kaşıkla biraz ezip buzlarını kırdı. Bir süre
karıştırıp, salçayı koydu. Ev salçası kalmamıştı. Mecbur hazır salçayı çok
istemeyerek de olsa koydu tencereye. Salçanın kaşıkta kalan kısmını bir
dilim ekmeğe sürüp ağzına attı. Salçayı
dolaba kaldırdı. Dolapla ocak arasında gidip gelirken saçından şampuan kokuları
geliyordu. Keşke yemek yaptıktan sonra
duş alsaydı. Şimdi saçları soğan ve yemek kokacaktı. O sırada Youtube’da
haftalık burç yorumları açıktı. Pazartesi günü Satürn’ün zorlu açılarının
ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi isteğini doğuracağını anlatıyordu.
Perşembe gününe doğruysa, kasımdaki tutulmaların etkisinin daha da görünür
olacağını. Ne olmuştu kasımda? Acaba hangi konuda tartışmışlardı? Bu arada
tencereden yanmaya başlayan soğan ve
salça kokuları gelmeye başlamıştı. Önceden ayıklayıp hazırladığı
karnabahaharı , doğranmış havuçları süzgeçten alıp tencereye koydu. Ketılda
kaynayan sudan da döktü üzerine. Yemek pişene kadar biraz vakti vardı. Mutfağın camını açtı,
karnabahar evi kokutmasın diye bir iki parça bayat ekmek attı tencereye ve
salondaki masasına geçip bilgisayarın başına oturdu. Youtube’dan burç
yorumlarını açıp bir taraftan kaldığı
yerden dinlemeye devam etti. Ayağını
yandaki sandalyeye uzattı, kedinin yumuşak tüyleri, ayaklarına değdi. Kedi
bir iki rahatsızlık kıpırdanması gösterse de yerinden kımıldamadı.
Çıplak ayağının kediye değmesi hoşuna gitmişti, keşke kahve de yapsaydı ama
tekrar kalkmaya erindi. Mailini açtı, yazarın gönderdiği yazıyı web sitesine
yüklemeye başladı. Acaba gönderdiği gibi mi yayınlamalı, yoksa imla ve tapaj
hatalarını düzeltmeli miydi, karar veremedi. Daha önceki düzeltmelerinde,
yazar, bilerek deformasyon yaptığını öner sürmüştü, bu yüzden çok da
kurcalamadı. Kopyala yapıştır yapıp olduğu gibi yükledi. Yazıya uygun bir de
görsel tasarlamaklıydı. Meme uçları görünen
arkaya doğru gerilmiş bir kadın heykeli buldu, bunu koymaya karar verdi.
Sorun çıkacağını bile bile bunu koydu yazıya. Champs- Elisses’te geçen sıradan bir cafe sohbetini konu
alıyordu yazı. Ortada hiçbir neden yokken sırf duygularından emin olmadığı için
güzel giden bir ilişkiyi bitirmeye çalışan bir kadının bunu arkadaşlarına
anlatma çabasını işliyordu kısa öykü. Arkadaşları onu anlamakta güçlük
çekiyordu ama o yine de kendini arkaya atıp meme uçlarını gururla dünyaya
gösterip meydan okuyordu. Tabii yazıda böyle tasvir edilmiyordu, bu onun karakteri gördüğü şekliydi. Bu ataerkil
yazarın bambaşka bir hikayeyi yazdığını
o da okuyucular da iyi biliyordu aslında.
Arada saçından yayılan soğan ve yemek
kokusu, bu duyguların yarattığı etkiyi bozuyordu ama yine de sandalyede şöyle
bir gerinip, heykelin aldığı pozu taklit etti. Güç gelmişti. Aklına yemeğin
suyunun azalabileceği geldi ve mutfağa geçti. Ketıldaki sıcak suyu tekrar
tencereye döktü. Tuzunu koymadığını hatırladı. Bir çay kaşığı tuzu koyup, bayat
ekmekleri tencereden çıkardı. Camın önüne kuşlar yesin diye bıraktı. Tencerenin
kapağını tekrar açıp yemeğe bir tutam kararlılık koydu. Akşam karnabahar yerine
köfte yemek isteyen ev ahalisine , şampuanlı saçlarını salça kokutma pahasına
yaptığı bu yemeği büyük bir kararlılıkla yedirecekti. Bu, onun o günkü meme ucu gösterme hikayesi olacaktı.
Heykel kararlılığıyla masaya döndü,
ayaklarını tekrar huzursuz kediye uzattı. Yazıyı ve görseli web’e yükledi.
İşi bitince saçlarını tekrar yıkamak
için banyoya gitti. O duştayken Youtube’daki yorumcu, Merkür’ün akşam
saatlerinde olumsuz bir açı yaptığını, tartışmalara ve iletişimde
anlaşmazlıklara açık hale geleceğini söylüyordu. Duştan çıkınca kendine bir
kahve yapıp camın önüne oturdu.
Yorumlar
Yorum Gönder